UÇUŞUN KRİTİK KÖPRÜSÜ

UÇUŞUN KRİTİK KÖPRÜSÜ

UÇUŞUN KRİTİK KÖPRÜSÜ

2012 yılının Aralık ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde Beyaz Saray’a sunulan 2030’a kadar yaşanacak değişimlerle ilgili bilgilendirme raporu “değişimdeki ivmelenme oranının” son yirmi yıldakinden daha hızlı olacağını söylemektedir.

 

Değişimdeki bu hızlı ivmelenme havacılık sektöründe de etkisini hissettirecektir. Tüm mesele bu değişimlerin gidişatını kestirerek, görmek ve münasip tarzda yapılması gerekenleri icra etmektir. Bu durum hem şahsi kariyer hayatımızı, hem şirketlerin kendilerini yenileyerek sürdürülebilirliklerini etkileyecektir. Değişime ayak uydurabilmek, çoklu ve adaptasyon gücü yüksek manevra kabiliyeti, geleceğin dünyasına yön verecekler için olmazsa olmaz becerilerden olacaktır. Bürokratik adımları ve hiyerarşik hazları dengelenmiş bakış açılarıyla bu değişim hercümerci içinde alabora olmadan ilerleyebilmeniz rakiplerinize fark atmanızı sağlayacaktır.


Havacılık sektörüne eğitim çerçevesinden bakıldığında değişimde güçlü rol oynayacak üç ana faktör var. 
Bunları uçak bakım personeli, teknik eğitmen ve eğitim organizasyonları olarak sınıflandırılabiliriz. Bu faktörlere ilaveten, uçak üretiminde yeni teknolojilerin devreye girmesiyle, Boeing ve Airbus analizleri, bakımlarda süre ve verimlilik parametrelerinin pozitif yönde gelişeceğini göstermektedir. Bu raporlar Grup 1 olarak adlandırılan uçakların sayılarının şu an mevcut olan rakamların iki katına çıkacağını bildirmektedir.

 

Uçak bakımlarında yapılan hatalar ve zararlara dair istatistikler, bakım faaliyetlerinin ve bu faaliyetleri gerçekleştiren personelin bakım bilgi, beceri, tutum ve davranışlarının önemini ziyadesiyle artırmıştır. Bazı çarpıcı istatistikler;


• Uçuş esnasında meydana gelen ve motorların kapatılmasıyla (IFSDs, in-flight-shutdowns, $500.000) sonuçlanan arızaların %20-30’unu bakım hataları oluşturmaktadır, 1
• Bakım organizasyonları tarafından bildirilen yıllık ortalama hata sayısı 1000,2
• Bakım hatalarından kaynaklı rötarlarla ABD’de 2014 yılındaki maddi kayıp $1,393 milyar.3

 

Gözlemlediğimiz istatistiksel veriler, mali kayıpların ve emniyet risk faktörlerinin zamanla artış göstermemesi için hataların kök nedenlerine bakmamız gerektiğini tavsiye etmektedir. Kök nedenleri dört ana başlık altında değerlendirebiliriz:

 

1. Yazılı kayıt oluşturma kabiliyetinin yetersizliği,
2. Yazılı ve onaylı bakım dokümanlarının uygulamada takip edilmemesi,
3. Yetersiz eğitim,
4. Tecrübede derinliğin azlığı,


Grafikteki hatalar oranlandığında karşımıza çıkan rakamlar eğitimin zarar önleyici faktör olarak ne kadar da önemli olduğunun altını çizmektedir. Bu dört kök nedenin ortadan kaldırılması için sektörde kullanılan üç farklı yaklaşım metodunu derinlemesine incelemeyi sizlere bırakıyorum. Bu yöntemlerden predictive, tercih edilen yöntem olmalıdır.

 

Basiret ve feraset içeren hareket tarzı “Predictive Method”.

Önleyici faaliyet icrasında temel yaklaşım tarzlarından olan “Predictive Method” hakkında bir uygulama önerisinden bahsedelim. Bakım ortamında hatanın meydana gelmesini beklemeden önleyici tedbirleri alabilmek elzemdir ve de kararlılık gerektirir. Bu önleyici tedbirlerin ilk sıralarında salahiyet ve liyakat kazandıracak eğitim metodlarını kullanmak ve uygulamak gelmelidir. “Senaryo Temelli Eğitim (Senario Based Training)” metodu kullanılabilir bir örnektir.


Prediktif modelimizin üçlü saç ayağını oluşturan öğeleri (teknik eleman, eğitim organizasyonu, eğitmen) ve bunlar arasındaki karşılıklı münasebeti anlamak, bakım hatalarını meydana gelmeden engellemeyi, zararları azaltmayı ve icra kabiliyetlerimizi artırmayı sağlayacaktır. Predictive metodu ile icra kabiliyetlerimizi artırmanın yolu; üç temel bileşenin birbiriyle nasıl irtibatlı olduğunu anlamaktır.


Analizimizde önce bir teknik elemanı, sonra ona hitap eden eğitim metodunu (eğitim organizasyonunu) ve daha sonra da bu iki yapı arasındaki geçişi sağlayan eğitmeni ele alacağız.

 

Teknik elemanı belli vasıflara ve karakter yapısına sahip uçuşaelverişlilik ve bakım arasında bir köprü gibi düşünebiliriz. Senaryo Tabanlı Eğitimi bu köprüde, kilit taşı görevi gören üç ana belirleyicinin (bilgi, beceri, tutum/davranış) karakter yapısını oluşturmada kullanılan bir metod, eğitmene de bu köprüde harç vazifesi gören kaynaştırıcı nazarıyla bakabiliriz.


Hepsinin günümüzdeki şartlarda ne tür hususiyetlere haiz ve ne tarzda olmaları gerektiğini irdeleyeceğiz. Uçak bakımında görev alan teknik elemanları bir köprü gibi düşünebiliriz demiştik, nasıl mı? Köprüler bir noktadan başka bir noktaya emniyetli şekilde geçmemizi sağlayan önemli yapılardır. Hususan kemerli köprülerdeki bazı özellikler, kilit taşı gibi, bizim analizimizin ana temasına model olabilir. Köprünün yapıtaşları arasında en önemli olanı kilit taşıdır. Kilit taşı olmadan diğer tüm desteklere rağmen köprü ayakta duramaz. Aynen bunun gibi, uçuşaelverişliliğin sürdürülebilir olması teknik personelin kilit taşı niteliği taşıyan vasıflarının sağlamlığı ile doğru orantılıdır.Vasıf niteliği taşıyan, köprü görevi gören ve köprünün yapıtaşları olan karakterlerin isabetli gelişimi uçuş emniyetini sürdürülebilir kılacaktır. 

Analizimizdeki kilit taşı bilgi, beceri ve tutum/ davranıştan müterkibtir. Bu üçünü birbirinden ayırdığımızda, noksanlıklarla karşılaşırız. Birbirini tamamlayan bu zincirde olgunlaşması en zor halka davranış ve tutumdur. Bilgi ve beceri; temel, teorik ve pratik eğitimlerle kazandırılması ve ölçülmesi nispeten kolay olan parametrelerdir. Davranış ise değişimi ve gelişimi zaman ve efor gerektiren içinde sosyoloji ve psikoloji barındıran, duygusal zekanın gelişimini ilgilendiren bir faktördür. Ölçümü ve değerlendirmesi zordur. Ezber bozan yaklaşım ve bakış açılarıyla istenilen kıvama gelmesi ancak planlı çalışma ve senaryolar sonrasında sağlanabilir. Özetle bilgi ve beceride iyi ancak davranışta noksan olunduğu zaman hata ve aksaklıklar giderilemeyecektir. Uçak bakımında teknik elemanın bilgi ve becerisi yanında, doğru ve profosyonel davranışı olmazsa olmaz gerekliliktir.

 

Eğitim organizasyonu; davranış modellemeleri çıkarabilecek kadar uzman, esnek ve aynı zamanda bir o kadar da orjinal olmak zorundadır. Bunları gerçekleştirebilmenin en birinci şartı iyi gözlemleme ve analiz yapacak uzman bir kadroya sahip olmaktır. Uzman eğitmenler işin teknik tarafındaki ayrıntıları bilebileceği kadar bu ayrıntıları kullanarak senaryolar üreteceği çalışma kültürünü de iyi tanımalıdır. Eğitim organizasyonu bu becerideki eğitmenlerini uygun zemin sağlayarak desteklemeli ve bu yönde gelişmelerine yardımcı olmalıdır. Bu farkındalıkla beraber uygulanacak senaryoların oluşturulmasında ve uygulanmasında eğitim organizasyonu gerekli şartları sağlamalıdır. Bu uzun vadeli bir bakış açısı gerektirir. Kısa dönem yaklaşımlarda bu işletilemez. Kurum içinde geliştirilecek task/pratik ve iş başı (OJT) eğitimleri bu senaryoların uygulanabileceği yegane fırsatları ve şartları barındırır. Özellikle OJT esnasında eğitim senaryolarıyla hakiki tesir bırakacak davranış farkındalıkları oluşturulabilir. Uçuş simülatörlerinde uygulandığı gibi, yaşanmışlıklar davranış değişikliğini tetikler.

 

Eğitmen katalizör görevi üstlenmelidir. Bilgi ve beceri sahibi olduğu kadar bu bilgiyi sindirebilmiş ve nezih bir şekilde artırmasını iyi bilmelidir. Belagat ve fesahat bulunması gereken karakter yapıtaşlarının önemlilerindendir. Duygusal zekaya sahip olması ve empati kabiliyeti, kursiyerlerin öğrenme yüzdelerini kat kat artıracaktır. Senaryo uygulamalarını gerçekleştirmenin önemli adımlarından biri karşısındakinin kültürel ve işe ait bakış açılarını iyi anlamak ve analiz edebilmektir. Bilgi, beceri ve davranış, onu sentezleyen tarafından her yönüyle tam sindirilmiş, tıpkı bir koyunun kuzusuna sağladığı süt gibi en verimli ve faideli halde olmalıdır. Tüm bunların tersi, sindirilmemiş bir besinin kuş tarafından yavrusuna ikram edilmesi tarzında, sindirimi güç ve zor durumlar meydana getirecektir.


Yukarıda kısaca bakış açısı olarak sunduğum üç faktör; teknik eleman, eğitim organizasyonu ve eğitmen predictive yaklaşımlar geliştirmemizde yardım edecektir. Bu yaklaşımlar ise bakım nedeniyle meydana gelen hataların en aza indirilmesinde katkı sağlayacaktır. Gelecek, bu tür bakış açıları geliştirebilenler için sürdürülebilir başarılar getirecektir. Gandi bir cümlede neye dikkat etmemiz gerektiğini güzel özetlemiş.

 

Senaryo temelli bakım eğitim uygulamalarını ayrı bir yazıda değerlendirmek üzere hoşçakalın.

18.4.2018 13:53:20
82