Uçak bakım alanında eğitim

Uçak bakım alanında eğitim

Uçak bakım alanında eğitim

Uçak bakım alanında eğitim faaliyetlerinde eğitimlerin yapısının önemli olması
kadar eğitimin sürekliliği, güncelliği ve eğitmenlerin seçimi de önem taşımaktadır. Peki
eğitimlerin bu denli kritik öneme sahip olduğu uçak bakım alanına yönelik eğitim
faaliyetlerinde süreç nasıl işliyor?

Bu yazıda uçak bakım sektöründe eğitim faaliyetleri hakkında hem eğitimlerin yapısı hem de
eğitmenlerin seçilmesi açısından değerlendirme yapmaya çalışacağım. Sektörümüzde ana
yapı itibarı ile iki çeşit eğitim vardır. Birincisi ‘Onaylı Eğitimler’, ikincisi ‘Kabul Eğitimleri’.
 
Onaylı Eğitimler
Bu tür eğitimler onaylayıcı kurumlar (SHGM, EASA vb.) onaylamadan verilemeyecek
eğitimlerdir. Bunlar arasında başta ‘Uçak Tip Kursları’ olmak üzere, uçak teknisyeni olmak için
aşılması gerekli ‘Modül Eğitimleri’ sayılabilir. Bu tür eğitimlerin mutlaka ilgili onayları olan
eğitim kuruluşlarından alınması gereklidir. Uçak Tip Kursları ve Modül Eğitimleri kesinlikle
SHGM ve/veya EASA onaylarına (eğitim ve sınav onayı olan) sahip kuruluşlardan alınmalıdır.
Hem Uçak Tip Kursu hem de Modül Eğitimleri ve sınavları sadece SHY 147 ve/veya EASA Part
147 onaylı eğitim merkezleri tarafından yapılabilir.
 
Kabul Eğitimleri
Bu eğitimlerin tanımları (isimleri, içerikleri vs. detay bilgileri) SHY 66 / EASA Part 66’da açıkça
belirtilmiş olup SHY 145 / EASA Part 145 onaylı uçak bakım merkezleri ve diğer eğitim
şirketleri tarafından gerekli şartlara uyulması şartıyla verilebilir. Bu eğitimler tasarlanırken ve
verilirken mutlaka SHY 66 / EASA Part 66’da belirtilen kurallara uyulmak zorunluluğu vardır.
Söz konusu şartlara uyularak verilmiş olan eğitimler SHGM ve/veya EASA tarafından yapılan
denetlemelerde detaylıca incelenir ve yeterlilikleri analiz edilir. Eğitim içeriği, eğitmen
yeterliliği, eğitimin verildiği ortam ve eğitimin veriliş metodu istenen şartlara uygun değilse
denetleme sonucunda uygunsuzluk yazılır ve düzeltici/önleyici faaliyet önerilir. Tüm şartlar
sağlanıyorsa eğitimler kabul edilir. Bu eğitimlere örnekler vermek istersek; initial eğitimleri
(Modul 10 Havacılık Kuralları (Aviation Legislation), Module 9 & Human Factors, SMS, 145,
66/147, Part M, SHY M, EWIS, FTS vb.) ve continuation eğitimleri (Human Factors, SMS, 145,
66/147, Part M, SHY M, EWIS, FTS vb.) sayabiliriz.
 
Kabul eğitimlerinde sık yapılan hatalar (Initial ve Continuation Eğitimler)
Her yetkili teknisyen, yetkili olmak için başlangıçta initial eğitimlerini ve yetki devamı için her
iki yılda bir güncelleme eğitimlerini almak zorundadır. Bu konunun önemi kural koyucular
tarafından özellikle belirtilmesine rağmen, (İnsan kaynaklı hatalar hala yüzde 80’dir. Makine
kaynaklı hatalar sektörün başlangıcından itibaren yüzde 80’lerden bugün yüzde 20’lere
gelmiştir. İnsan kaynaklı hataların çözülebilmesi için ICAO, 2010 yılında ANNEX 19 SMS ile risk
analizi zorunlu ve gönüllü geri bildirim ile sektörde insan kaynaklı hataları çözmek için asıl
‘patron’ olarak devreye girmiştir. Amaç havacılıkta emniyet ve kalite kültürünü sektördeki
tüm oyuncularla çözmek ve sektörün yazılı kurallarını gerçekte hayata geçirecek
mekanizmaları oturtmaktır) maalesef sektör oyuncularının önemli bir kısmı tarafından bu
eğitimler kaba tabiriyle angarya olarak görülmektedirler. Oysa onaylı eğitimlerin sadece bir
kez alınması yeterli görülürken, bu eğitimlerin sürekliliği içermek zorunda olması ve uçak 
kaza ve kırımlarının azaltılmasına yönelik uzun süreli çalışmalar sonunda ortaya çıktıklarının
net olarak anlaşılması gerekmektedir.
 
Bu eğitimlerin içerikleri kural koyucular tarafından belirlenmiş olmakla birlikte tasarımı
tamamlanmış eğitimlerin güncelliklerinin takibi ve eğitim dokümanlarının revizyonu işlemleri
son derece ilgi ve dikkat gerektiren eylemlerdir. Örneğin SHY 145 ve/veya EASA Part 145’e
herhangi bir revizyon geldiğinde bu revizyon bilgisinin çok kısa sürede ilgili eğitim
dokümanlarına (hem initial hem de continuation eğitimleri) yansıtılması zorunluluktur. Bu
sebeple bu eğitimleri vermek üzere yetkilendirilen eğitmenlerin seçimi çok büyük önem arz
etmektedir. Eğitmen dokümanları hem kural koyucuların istediği şekilde tasarlama hem
zaman kaybetmeksizin güncelleme hem de en iyi şekilde kursiyerlere anlatma becerisine
sahip olmalıdır.
 
Hal böyle iken söz konusu eğitimler başta da belirttiğim gibi sektör oyuncularının önemli bir
kısmı tarafından angarya olarak görüldüğünden ve dışarıdan satın alma maliyetlerinin
beklentilerinin çok üzerinde (angarya görüldüğü için çok ucuz olması gerektiği algısı)
olmasından dolayı kendi çalışanlarından bir mühendis veya teknisyeni görevlendirerek (ek iş
olarak eğitmenlik yapmalarını istemekteler) maliyetten kurtulduklarını düşünmektedirler.
Tam eğitim teklifini aldığı ve maliyeti gördüğü sırada koridordan bir mühendis veya teknisyen
geçiyorsa eğitmen olma ihtimali çok artmaktadır. Bu gerçekten trajikomik bir durumdur.
Sadece pdf okuyan, eğitim güncellemelerini zamanında yapmayan, eğitim verme kabiliyetine
sahip olmayan ve belki de işini kaybetme korkusuyla görevi kabul eden (uçak bakım tecrübesi
yeterli olsa bile) eğitmenlerin verdikleri verimsiz eğitimler sebebiyle bilgi eksikliğine sahip
yetkili teknisyen ve personelin şirketlerine ve sektöre verdikleri zararı hesaplamamız
maalesef mümkün olmamaktadır.
 
Yöneticilerin çoğunun bu eğitimleri angarya olarak görmesinin sonucu olarak eğitimi alması
gereken personel de zaten olaya benzer şekilde bakmaktadırlar ve eğitime odaklanmak (bu
durum eğitmen doğru seçilmiş olsa bile eğitimin verimini düşürmektedir) yerine
yöneticilerinin önem verdiği iş ve eylemlere odaklanmaktadırlar.
 
Eğitim faaliyeti ana hatlarıyla eğitmenin sahip olduğu bilginin en az hasarla eğitilene
aktarılması olarak ifade edilebilir.
Kaliteli bir eğitim faaliyeti için aşağıdaki şartların tamamının sağlanması gerekmektedir:
Eğitmenin gerekli bilgiye sahip olması
Eğitmenin sahip olduğu bilgiyi aktaracak vasfa sahip olması
Eğitim metodu ve eğitim ortamının amaca uygun tasarlanmış olması
 
Eğitilenlerin yukarıdaki tüm şartları sağlanmış eğitimden verimi alabilecek altyapıya ve isteğe
sahip olması, uçak bakım sektörü yöneticilerinin ve eğitim yöneticilerinin her bir eğitim
faaliyeti için yukarıda bahsi geçen şartların sorgulanmış olduğundan emin olmaları kaliteli bir
eğitim için zorunluluktur.
 
Sonuç olarak, uçağın düşme olasılığı örneğin 1/10.000.000 ise hatalı yapılan iş veya eylem ile
bu olasılık 2/10.000.000’a yükseliyorsa ki bu durumda uçak kaza yapmazsa bile risk yüzde
100 artmıştır. Sektörde durumu bu şekilde algılayan yöneticiler üretmemiz ve daha da
önemlisi bu şekilde düşünenleri göreve getiren patronlara sahip olmamız gerekmektedir.

Saygılarımla.

Özcan UZUNOĞLU
[email protected]
4.7.2019 14:13:00
47