TEKNİSYENLİKTEN AYRILAMAYAN İÇİMİZDEN BİRİ... İHSAN GÜRELİ

TEKNİSYENLİKTEN AYRILAMAYAN İÇİMİZDEN BİRİ...  İHSAN GÜRELİ

TEKNİSYENLİKTEN AYRILAMAYAN İÇİMİZDEN BİRİ... İHSAN GÜRELİ

Uçak Teknisyenliği mesleğinde 34 yılı geride bırakan İhsan Güreli, 29 yıl Türk Hava Yolları’nda çalıştıktan sonra emekli oldu. İşinden kopamayıp Pegasus Hava Yolları’nda Dış Hat Bakım İstasyonlar Yöneticisi olarak yeniden çalışma hayatına dönen İhsan Güreli, mesleğini hala aynı aşk ve şevkle yapıyor olmasını “Uçağın arızasını tespit edip, onu onarmanız ve yeniden uçmasını sağlamanız inanılmaz bir haz” sözleriyle açıklıyor.

"Her geçen gün artan uçak, yolcu sayısı ve gelişen teknoloji ile yoğun tempoya ayak uyduruyoruz, kendimizi güncelliyoruz. Çözüm üreten, sorunu bulan ve gideren stratejik bir görevdeyiz. Uçağın arızasına çözüm bulmak, tekrar uçabilirliğini sağlamak ve servise vermek büyük bir haz ve bambaşka bir duygudur. Bu mutluluğu yaşamak güncel teknolojiyi kullanmak ile başarılır."

Hayat bir tesadüfse İhsan Güreli’nin hayatı da bu tesadüflerin bir ürünü dersek abartmış olmayız. 1960 yılında, Batman’da Türkiye Petrolleri’nde çalışan bir babanın ve ev hanımı bir annenin altı çocuğundan en küçüğü olarak dünyaya geliyor. 1974 yılında İstanbul’a geliyor. Meslek lisesi motor bölümünü okuyup bitiriyor. Farklı iş kollarında çalıştıktan sonra askere gidiyor. Askerden döndükten sonra da İstanbul kazan o kepçe farklı iş kollarında çalışma hayatına devam ediyor. Ta ki gazetede çıkan bir ilanı görene kadar. İşte o ilan hayatının gidişatını değiştiriyor ve bir dünya insanı olmanın kapıları sonuna kadar açılıyor. O kapıyı aralayan Türk Hava Yolları (THY), kapıyı sonuna kadar açan ve başarıyla ayağına gelen bu fırsatı değerlendiren de İhsan Güreli oluyor. İlginç hayat hikayesini ‘içimizden biri’ olarak o anlattı biz dinledik.

İhsan Bey öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz, ilk sorum “İhsan Güreli kimdir?” olsun, sizi tanımak isteriz…

1960 yılında Batman’da dünyaya geldim. Babam Türkiye Petrolleri’nde çalışıyordu. 1974 yılında İstanbul’a geldik. Meslek lisesi motor bölümü mezunuyum. İstanbul’a geldikten sonra farklı sektörlerin farklı departmanlarında çalıştım. 6 kardeşin en küçüğüyüm. Havacılık alanında çalışmak için uçak teknisyenliği mesleğini bilmiyordum ve duymamıştım da. Biz meslek liselerinin havacılık alanındaki son jenerasyonu sayılırız çünkü sonraki zamanlarda havacılık liseleri, üniversiteleri kuruldu. Bu okullar havacılık mesleği için çok faydalı kurumlardır. Okuldan mezun olduktan sonra bir süre Dinarsu’da, askerden geldikten sonra Anadolu Endüstri Holding, Çelik Motor’da Jawa-Puch motorlarının Teknik Servis Müfettişliği’ni yaptım. 4 teknik personel ile Türkiye’deki yaklaşık 200 yetkili servis ağından bölgesel paylaşım şeklinde sorumluyduk. Çelik Motor’da çalışırken gazetede THY’nin Uçak Teknisyeni iş ilanını gördüm, 1985 yılıydı. 400’ün üzerinde uçak teknisyeni alınacaktı. O dönem THY AIRBUS A 310 uçaklarının alımı ile büyük bir atılım kararı almıştı. İş başvurusunu yaptım, sınav, mülakat derken bir gün posta kutusunda işbaşı için hazırlamam gereken evrakları gördüm. Aynı hafta istenen belgeleri tamamlayıp 25 Mart 1985 yılında yaklaşık 30 yıl sürecek olan Türk Hava Yolları teknisyenliği serüvenim başlamış oldu.

"Mesleğimizin en önemli kuralı, uçuş güvenliğidir. Bu kuraldan asla taviz vermez, göz ardı etmeyiz. Bizler, uçakların bu bilinç ile uçması için çalışırız."

Motosiklet dünyasından uçak teknisyenliğine geçmiş olmak ilginç olsa gerek?

Evet, havacılık bambaşka bir dünya ve uçak teknisyenliği çok özel bir meslek. Havacılığa başlayana kadar uçağa dahi binmemiştim. Uçakları sadece havada görmüştüm! THY’de 1985 yılında başlayan uçak teknisyenliği yolculuğum 31 Ocak 2014 tarihine kadar devam etti.

Sınavdan sonra ne tür eğitimlerden geçtiniz?

Uçak teknisyeni adayı olarak işbaşı yapan arkadaşlarım ile belirlenen sayıda sırayla Teknik Temel eğitimlerine başladık. Daha sonra uçak tip eğitimlerine devam ettim. Bu arada tip eğitimlerine başlamadan ücretsiz izne ayrıldım ve ABD’ye İngilizce öğrenmeye gittim çünkü işe başladığımızda bize “Çocuklar İngilizce’yi öğrenin, havacılığın olmazsa olmazıdır” diyorlardı. Gerçekten bu meslekte her şey İngilizce’dir. Tüm bakım kitapları, parça isimleri, terimleri vs. her şey İngilizce. Ben de işimi daha iyi yapabilmek, kendimi geliştirmek için ABD’ye gitmeye karar verdim. Yaklaşık bir buçuk yıl New York’ta kaldım. Akşam saatlerinde dil eğitimine gittim, gündüz saatlerinde de geçimimi sağlayabilmek adına bir işyerinde çalıştım.

İlk uçağa ne zaman bindiniz?

İşte bu çok güzel bir soru! Belki enteresan olacak ama hayatımda ilk uçağa THY’de işe başladıktan iki sene sonra ABD’ye dil eğitimi için gittiğimde bindim. O tarihlerde New York’a direkt uçuş yoktu. Londra bağlantılı uçuş ile seyahat etmiştim. THY ile Londra’ya, oradan da British Airways ile New York’a maceram başlamıştı.

ABD’deki eğitiminiz bitti, yurda döndünüz, kaldığınız yerden devam mı ettiniz?

Evet, döndüm ve kaldığım yerden devam ettim. 1991 yılının sonuna doğru Teknik Kontrol Teknisyeni oldum. Böylece mesleğimde ilk aşamayı kaydetmiştim. Mesleğimizde teknik kontrollük çok önemli bir fonksiyondu. 1996 yılına kadar Teknik Kontrol olarak devam ettim. Ekim 1995 tarihinde Teknik Kontrol Başkanı Fikret Geçkili, Fransa’nın başkenti Paris’e gitmemi önerdi. O tarihlerde uzun süreli yurtdışı görev yerleri ve sayıları çok sınırlıydı, görevler oldukça cazipti. Bu görev aynı zamanda mesleki ve kişisel gelişimim için de bir fırsattı. Eşimle konuştum ve kabul ettik… Paris’te Uçak Teknisyeni olarak göreve başladım. Paris’te 2002 yılına kadar THY Uçak Teknisyeni olarak görevimi sürdürdüm.

Paris’teki yaşamınızı biraz anlatır mısınız? Nasıl geçti uzun bir süre kalmışsınız…

Bambaşka bir ülkede-şehirde yaşamaya başlamıştım. Yaşam kolaylığı için her şey düşünülmüş. Çok düzenli bir hayat yaşıyorsunuz. Sosyal imkânlarıyla, okuluyla her şeyiyle düzenli modern bir ülkeye gitmiş olduk. Paris’e tayin olduğumda 2 çocuğum vardı.

Oğlum Salih Gürel 4 yaşında, Sena ise henüz 2-3 aylıktı. Oğlumu ilköğretim öncesi “École primaire du Petit-Chambord (maternelle et élémentaire)” anaokuluna verdik. Orada okula başlamış oldu. Paris’te Orly Havalimanı’nda 6 gün çalışıp 1 gün izin yapıyordum. İzinli olduğum çarşamba gününü ailem ile değerlendiriyordum. Uçaklarda meydana gelen arızalar ve gece yatı uçaklarına bakıyordum. Bu süre içerisinde bir gün A310 uçağı kalkıştan sonra motor arızası ile tek motorla Orly’ye geri dönmüştü. İstanbul’dan gelen ekibimiz ile beraber motor değişimini gerçekleştirmiştik. 2002 yılı sonlarında İstanbul’a geri döndüm ve teknik kontrol olarak Atatürk Havalimanı’nda yeniden çalışmaya devam ettim.

Peki çocuklar için zor oldu mu dönmeniz?

Elbette zor oldu. Anaokuluna giden oğlum, artık ilkokulu bitirmiş ortaokula başlamıştı, kızım ise ilkokul ikinci sınıfa geçmişti. Eğitime anaokulundan başladıkları için Fransız eğitim sistemine alışıp, çok çabuk adapte olmuşlardı. İstanbul’a dönünce oğlumu aynı standart ve aynı sistemde eğitim veren ‘Lycée Pierre Loti d’Istanbul’ Fransız Koleji’ne gönderdik. Oğlum Galatasaray Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Kızımı da Işık Lisesi’ne gönderdik, o da eğitimini mimar olarak tamamladı.

Görev icabı yurtdışına çok gittiğiniz oldu mu?

Görevimiz veya teknik eğitimimiz gereği birçok değişik ülkelerde bulundum. Avrupa ve Asya’da farklı birçok şehir görme, tanıma fırsatım oldu.

Yurda dönünce THY ile çalışmaya devam ettiniz, sonra?

THY bizim okulumuz, bizi yetiştiren ve bugünlere getiren en önemli kurumumuz. THY bana çok şey kattı, ben de memnuniyet ile bir ömür denebilecek 29 yılımı onurla verdim. Dolayısıyla başka arayışlarım olmadı. Yurda döner dönmez kaldığım yerden yeniden kolları sıvayarak çalışmaya devam ettim. Bir süre sonra Nöbetçi Vardiya Şefliği’ne atandım. Daha sonra yeni organizasyon yapılanması ile şeflik kadrolarımız ‘Nöbetçi Vardiya Müdürü’ olarak güncellendi. THY Teknik her geçen gün büyümekteydi. Teknik personel sayısı, iş hacmi de aynı oranda ve hızla artmaktaydı. Hızlı gelişme ve büyüme sürecinde teknik operasyonun devamlılığını sağlamak gerçekten çok zor bir görevdi. Ama işinizi, meleğinizi sevince, içinizdeki iş aşkı olunca bütün zorlukların üstesinden gelebiliyorsunuz. Gerçekten işimizin çok zor olmasının yanında, çok zevkli ve inanılmaz keyiflidir.

34 yıldır içinde bulunduğunuz bu mesleği hala aynı aşk ve şevkle yapıyor olmanızın sebebini nasıl açıklarsınız?

Uçağın arızasını tespit edip, onu onarmanız ve yeniden uçmasını sağlamanız inanılmaz bir haz verir insana. Teknisyenin en büyük hazzı odur.

Daha çok hangi tip uçaklara bakıyordunuz?

Türk Hava Yolları’nda Boeing 707, 737-400, 737-800, A310, A340, A330 ve A320 tip eğitimlerini aldım ve her birinde aktif olarak çalıştım. Teknisyen olarak yalnızca B777 uçağında çalışmadım. O da THY’deki yöneticilik dönemime denk gelmişti. THY’deki görevim ve sorumluluğum gereği teknik operasyon ve koordinasyonunu sağlamak, genç arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın yetkinliklerini geliştirmek, yardımcı olmaktı. Mesleğimizin bir bayrak yarışı olduğu bilinci ile bayrağı gelene aynı heyecan ve sorumlulukla devretmek gerekiyordu.

1985 yılında işe başladınız, 2014 yılı sonuna kadar çalıştınız. Gelişen teknolojiye adapte olmak, o hızı takip etmek ve üstesinden gelmek zor olmuyor mu?

Olmuyor, mesleğinizi ve işinizi severek yapıyorsanız kendinizi geliştirip güncellemeniz gerekiyor. Teknoloji gelişimine adapte olmak sadece iş hayatı ile sınırlı değildir. Sosyal yaşam alanının da bir gereksinimidir. Bizler Uçak Teknisyeni olarak yeni teknolojileri takip etmek, öğrenmek ve mesleğimize gerekli takviyeyi yapmak zorundayız. Aldığımız eğitimler adaptasyon farkını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Dolayısı ile uçak teknisyenliği, sürekli öğrenme ve kendini geliştirme sürecidir. Her geçen gün artan uçak, yolcu sayısı ve gelişen teknoloji ile yoğun tempoya ayak uyduruyoruz, daha önce belirttiğim gibi kendimizi güncelliyoruz. Çözüm üreten, sorunu bulan ve gideren stratejik bir görevdeyiz. Uçağın arızasına çözüm bulmak, tekrar uçabilirliğini sağlamak ve servise vermek büyük bir haz ve bambaşka bir duygudur. Bu mutluluğu yaşamak güncel teknolojiyi kullanmak ile başarılır.

Anladığım kadarıyla gelişen teknoloji ile birlikte teknisyenliğin bir anlamda işi kolaylaşıyor da, değil mi?

Bir bakıma doğru, günümüz havacılığında gelişen teknoloji teknisyenin dostu olmaya başladı. Yeni nesil uçaklarda eski kablo makara sisteminden vazgeçilmiş, tüm uçuş kumanda yüzeyleri geliştirilmiş “Fly by wire” dediğimiz elektrikli sistemler ile kontrol ve kumanda edilmeleri üzerine tasarlanmıştır. Kompüterler ve sistem sensörlerinin verileri, arızaların kaynağını bulup düzeltici işlem yapmamızda oldukça yardımcı olmaktadır. Birçok arızayı görsel olarak monitörlerden görebiliyor, takip edebiliyoruz.

"Hayatımda ilk uçağa THY’de işe başladıktan iki sene sonra ABD’ye dil eğitimi için gittiğimde bindim… O tarihlerde New York’a direkt uçuş yoktu. Londra bağlantılı uçuş ile seyahat etmiştim."

"Tecrübe ve bilgiyi bir araya getirdiğinizde, verileri değerlendirmek ve kısa sürede çözüm üretmek çok daha kolay olabiliyor."

Arızaları siz sorunca mı söylüyor, yoksa kendiliğinden söyleyebiliyor mu?

Yeni nesil uçaklar arızaları görsel indikasyon ve yazılı olarak verir. Bizlerin bu aşamadan sonra adım adım yapmamız gereken işlemler süreci başlar. Bu veriler işlerimizi kolaylaştırmakta ve doğru sonuçlara ulaştırmaktadır. Bu durum Boeing 777’lerde daha da ileri geliştirilmiş, muhtemel arızanın parça numarasını, lokasyonunu dahi bildiriyor. Değişmesi gereken komponentte çoğunlukla isabetli sonuç alınabiliyor. Bunun yanında sizin tecrübeniz tabii ki çok önemli. Tecrübeyle bilgiyi harmanladığınızda, verileri değerlendirmek ve kısa sürede çözüme gitmek çok daha kolay olabiliyor. Airbus uçaklarında Airman web, Boeing uçaklarında Airplane Health Management (AHM) benzer elektronik sistemler sayesinde uçakların havada ve yerde arızalarını canlı olarak görmek mümkündür.

Bu işin bir diğer olmazsa olması da ekip çalışması gerektirmesi değil mi?

Bu iş tam bir ekip çalışmasıdır. Tüm teknik departmanların işin içinde aktif rol alması takım çalışmasına çok güzel bir örnektir. O kadar çok veri akışı var ki, puzzle’ın parçaları gibi, ancak bir araya gelince resmin tamamını görebilirsiniz. Yoksa tek başınıza hiçbir anlamı olmaz. Çok heyecanlı ve coşkulu bir iş gerçekten…

Arıza bulmakta zorlandığınız, çözümü geciken durumlarda ne oluyor?

Uçuş güvenliğini etkileyecek bir arıza ise çözüm bulununcaya kadar uçak yerde kalır. Zaman zaman sonuca geç ulaştığımız arızalar olabiliyor. Önemli olan uçuş güvenliğini riske atmadan, arızayı tam giderdikten sonra servise vermektir. Biz uçuş emniyetini sağlamak için çalışırız.

2014 yılında emekli oldunuz ve emekliliğin tadını çıkarmadan Pegasus’a geçtiniz, neden?

Aslına bakarsanız havacılık sektöründe emekli olmak piyasadaki iş kolları gibi değildir. Dinç ve enerjiniz yerindeyse, tecrübelerinizle yapacağınız birçok şey varsa çalışmak çok daha iyidir. Benim güncel hayatımdaki görüşüm, aktif olarak çalışmak hem mesleki hem de ekonomik anlamda değerli bir husustur. 

O zaman genç ve dinamik bir marka olan Pegasus’ta aradığınız heyecanı sürdürüyorsunuz diyebiliriz?  

Kesinlikle, şirketime faydalı olabilmek için aynı dinamizm ve heyecanla çalışıyorum. Pegasus Hava Yolları, Türkiye’nin yüz akı markalarından bir tanesi. Kurulduğundan bu yana sistemli istikrarlı büyüyen büyük bir firma. Bu genç ve dinamik yapının içinde olmak, aile bireylerinin bir üyesi olmaktan gurur duyuyorum. 

Pegasus’a geçişiniz nasıl oldu?

Pegasus’un Teknik Birimi’nde arkadaşlarım vardı, görüştük, uygun bulundu. İçimde çalışma enerjisi ve isteği devam ediyordu. O an karar vermek hiç de kolay olmadı. THY‘de yetişmiş, yaklaşık 30 yıl hizmet vermiştim. Bugün yine Türkiye’nin en seçkin kurumlarından biri olan Pegasus Hava Yolları’nda çalışmaya devam etmekten çok mutluyum. 

Pegasus’taki göreviniz nedir? 

Pegasus Teknik’te Dış Hat Bakım İstasyonlar Yöneticiliği yapıyorum. Kıbrıs, Ankara, Adana, Kayseri, Trabzon istasyonlarından sorumluyum. Bu saydığım istasyonlarda uçaklarımıza kendi personellerimiz ile 145 bakım hizmeti vermekteyiz. 

Yaklaşık 35 yıldır sektörün içindesiniz, gençlere tavsiyeniz ne olur?

Genç meslektaşlarım dil eğitimini sivil havacılık okullarında alıyorlar. Lisanslarını almak ve yetkili uçak teknisyeni olmaları ilk hedefleri olmalı. Uçak üzerinde çalışma yaparken sistemci olmalarını, ayrıca kendilerinde mesleki heyecanı görmelerini tavsiye ederim.

Son olarak işinizin güzelliğini bir cümleyle anlatmanızı istersem ne söylersiniz?

Biz teknik ekip olarak uçakların uçmasını sağladıkça onlara değer katarız.

 

- Nihat ÇELİK

22.10.2018 13:29:10
239