PUSH-BACK OPERATÖRLÜĞÜNDEN UÇAK TEKNİSYENLİĞİNE… Orhan Şekerci

PUSH-BACK OPERATÖRLÜĞÜNDEN UÇAK TEKNİSYENLİĞİNE…  Orhan Şekerci

PUSH-BACK OPERATÖRLÜĞÜNDEN UÇAK TEKNİSYENLİĞİNE… Orhan Şekerci

Orhan Şekerci, THY tarihinde push-back operatörlüğüne girdikten sonra büyük gayret göstererek uçak teknisyenliğine geçen ilk ve son örneklerden. Uzun yıllardır uçak teknisyeni olan Orhan Şekerci ve 10 yıldır baba mesleğini seçen oğlu

Yunus Şekerci ile dünün ve bugünün havacılığını konuştuk.

 

Bu sayımızda oto tamirciliğinden uçak teknisyenliğine uzanan bir başarı hikâyesinden bahsedeceğiz. Hepinizin tanıdığı Orhan Şekerci’nin hikâyesi…  Ben dinlerken büyük keyif aldım, sizler de okurken büyük keyif alacaksınız. Oğlu Yunus Şekerci de baba mesleğini sürdürüyor. O da misafirimiz oldu, buyurun baba-oğul ne demiş, hep beraber bakalım…

Bu sayımızda oto tamirciliğinden uçak teknisyenliğine uzanan bir baş Öncelikle bizi misafir ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Orhan Şekerci ile başlayalım. Sizi tanıyabilir miyiz? Orhan Şekerci Kimdir?

1962 Erzurum doğumluyum. İlkokulu üçüncü sınıfa kadar Erzurum’da okudum. İstanbul’da babamın çok samimi bir arkadaşı vardı. Onun ısrarı sonucu Erzurum’dan kalkıp İstanbul’a geldik. 4. Levent’te bir ev kiralayıp, oraya yerleştik. O zaman 9-10 yaşlarındaydım. 5 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak İstanbul’da dördüncü sınıfa başladım. Ortaokulu Yeni Levent Lisesi’nde okudum. Ekonomik imkânlar ve terör olayları sebebiyle liseye devam edemedim. Ortaokul bittikten sonra oto tamirciliğine başladım. Askere kadar oto tamirciliğine devam ettim.  Daha sonra askere gittim. Askerden döndükten sonra 1985 yılında oto tamircisi olarak Suudi Arabistan’a gittim. Orada bir yıl çalıştım. Yeni evlenmiştim. Oradaki koşulların iyi olmaması ve başkaca bir çok sebeple bir yıl sonra geri döndüm. Döndüğümde kendi işimi yapmaya karar vermiştim. Bu arada dönünce  bir dostumuz  “Gel seni THY’ye alalım, çalış!” dedi. Ben de “Ben zanaatkâr bir insanım, THY’de ne yapacağım ki?” diye düşündüm ve ilgimi çekmedi. O zaman Atatürk Havalimanı dış hatlardaki körükler yeni yapılmıştı. Bilindiği gibi uçaklar körüğe kendileri yanaşıyor. Fakat körükten kendileri ayrılamıyorlar. Bir araç vasıtasıyla iterek oradan çıkarıyorsunuz. Bu işleme push-back deniyor. “Ağır vasıta kullanan tecrübeli şoför aranıyor. Gel başvur!” dediler. Arkadaşım, push-back operatörlüğünü benim de yapabileceğimi söyledi. Uçak itmek ne demek onu dahi bilmiyordum… Veli ağabeyimiz aracılığıyla -THY binası o zaman Harbiye’deydi- gittik bir sınav yaptılar. O kadar hızlı gelişti ki 30 Nisan 1986 tarihinde THY’de işe başlamış oldum. Bize eğitim verdiler. Koca traktörler var, onların üzerinde eğitim aldık. Uçaklar onlar aracılığıyla itiliyor, çekiliyor, bazen de o traktörler aracılığıyla bakım için hangara çekiliyor. Tüm bu işler push-back  aracılığıyla yapılıyor. Uzun bir süre bu işi yapmaya devam ettik.

Tabi siz bu işle yetinmek istemiyorsunuz ve başka şeyler düşünüyorsunuz; öyle mi?

Tabii… Birçok teknisyen arkadaşımız oldu, tanıştık vs… Baktık ki ekonomik olarak onların durumu bizimkinden çok daha iyi. Tüm bunlar beni teknisyen olmayı düşünmeye itti. İçimden “Ben teknisyen olmalıyım!” diye geçirdim. Elimde zanaatım var, belgem yok. Hatta şöyle de bir anı anlatayım:  Karlı bir kış günü, B727 uçağına push-back  yaptım. Bu esnada uçak kayarak çeki demirinin sıkışmasına neden oldu. Teknisyen arkadaşlar gecikince;  kulakları çınlasın, Kaya Ummak ağabeyimiz benim bu işi yapabileceğimi düşündüğü için teknisyenleri beklemeden benden bu sorunu çözmemi istedi. İnanır mısınız?  Çok kısa bir sürede çeki demirini (tow bar) uçaktan ayırıverdim. Çocukluğumdan beri zanaatkârlık yapmış, yıllarca sanayi ortamında çalışmışım. El melekem gerçekten de çok iyidir.

Aslında bu işe yatkın olduğunuzu düşünüyorsunuz. Değil mi?

Düşünüyorum tabii. Bu arada ABD’ye gitmeye karar verdim. “Boğulacaksam büyük denizde boğulayım” diyerek kalktım ücretsiz izin aldım ve Amerika’ya gittim. Tabii o zaman İngilizcem de yok. Çok az biliyorum. “Çalışabilirsem çalışırım, çalışamasam da biraz dilimi geliştiririm” düşüncesiyle 1989 yılında Amerika macerasına başlamış oldum.

Teknisyen olmayı da düşünüyorsunuz. Bunun için de İngilizce önemli bir unsur… Bu arada onu da cebinize koymuş olacaksınız…

Aynen öyle… ABD’de altı ay çalıştım. Altı ay sonunda bir karar verdim. Kendi kendime düşündüm. Şayet Amerika’da kalırsam sosyal yaşantım bitecek. Dünya kadar eşimiz, dostumuz, akrabamız var. Bunların düğünü olacak, cenazesi olacak. Orada kalırsam irtibat kopacak. Tüm bu düşünceler ışığında Türkiye’ye dönmeye karar verdim.

Döndükten sonra THY’de tekrar işe mi başladınız?

Evet.  Üç ay izin almıştım daha sonra bir üç ay daha aldım. 15 gün de yıllık iznim vardı.Tümünü kullanıp Amerika’dan döndüm. Yıl oldu 1990.

Bir taraftan arayış içerisindesiniz; diğer yandan da havacılık ile flört halindeki durumunuz devam ediyor… Amerika dönüşünüz bir anlamda havacılıkta karar kılmanız anlamına da geliyor öyle değil mi?

Zaten THY’de işe başlayana kadar ilgim yoktu bu işle. Push-back operatörüyken de uçakta birçok işlem yaptığım oldu. Bir anlamda o yöne doğru bir yönelmem var ama dediğim gibi elimde belgem yok! Yakıt transferi ve kokpitte bakım yapardım. Birçok iş yaptığım oluyordu. Teknisyen arkadaşlar benim yatkınlığımı biliyorlardı. Bana müsaade ederlerdi. Merakım o zamandan başladı ve her geçen gün de artarak devam etti.

Peki, çözüm neydi? Teknisyen olmanız için ne yapmanız gerekiyordu?

Öncelikle liseyi bitirmem gerekiyordu. Bunun üzerine bu işe yatkın olan diğer iki arkadaşımla birbirimize destek vererek Şişli Endüstri Meslek Lisesi’ne kayıt olduk. Motor Bölümü’nü bitirdik ve bu işin üstesinden geldik. Diplomamızı aldık ve “Biz de teknisyen olacağız” diyerek ilgili yerlere başvurduk.

O zaman teknisyenlik için en az lise diploması mı gerekiyordu?

Evet en az liseyi bitirmiş olmak gerekiyordu. Bizim teknisyen olmaya karar verdiğimiz dönem aslında THY’nin yavaş yavaş okullu eleman alımına başladığı yıllardı. Hatta bizim teknisyen olmamızı pek istememişlerdi. Bizi almalarının nedeni bizi tanıyor olmaları ve şirket tecrübemizin olmasıydı. Bir anlamda istisnai bir durum oldu diyebiliriz. Çünkü bizden sonra da başka arkadaşlar denedi. Fakat onlar bir yıl geciktikleri için işleri olmadı.

Arkadaşlarınızla birlikte push-back operatörlüğünden uçak teknisyenliğine geçen ilk ve son kişiler oldunuz…

Evet. THY tarihinde push-back operatörlüğünden uçak teknisyenliğine geçen ilk ve son örnekler biz olduk. Gerçekten de teknisyen olmak için çok gayret sarf ettik. Liseyi bitirip dilekçemizi verdik. “Biz teknisyen olmak istiyoruz” dedik. Bu arada diğer iki arkadaş, uçak revizyona başladılar. Beni de kabin içi işlemlere verdiler. Allah rahmet eylesin Mehmet Aslanbulduk diye çok değerli bir yöneticimiz vardı. Benim kabin içi işlemlere alınmama vesile oldu. Benim için çok faydalı oldu. Kabin içi işlemler atölyesinde bir yıl çalışmam kabinle ilgili birçok malzemeyi tanıma fırsatı vermiş oldu.

Daha sonra ne yaptınız?

Daha sonra değerli yöneticimiz, Yusuf Bolayırlı beni uçak revizyon atölyesine aldı. Yusuf Bolayırlı gerçekten bir efsanedir. Onun yerine koyacak adam bulunamaz. Çok büyük ve çok saygıdeğer bir insan.THY genel müdürlüğünü yaptı. Onun insanlığı kariyerinden daha ileridedir. Herkesin ismini bilir, ismiyle hitap ederdi. Çok mütevazı, çok kadir kıymet bilen muazzam bir insan… Aynı zamanda Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi havacılarından biridir. İş camiasında benim gördüğüm en değerli insanlardan birisidir.

Maceracı bir kişiliğiniz var. Kafanıza koyduğunuzu yapmışsınız. Ve sonunda teknisyenliğe adım atmış oldunuz… Biraz daha uğraşsanız mühendis de olurdunuz herhalde?

Yıldız Teknik Üniversitesi hukuk fakültesi ve açıköğretim fakültesi’nde kamu yönetimi bölümlerini kazandım ama hukuk bölümüne hiç başlamadan kamu yönetimine ise iki yılın sonunda veda ettim. Artık yaşımız geçmiş, çoluk çocuğa karışınca bazı şeylerin de zamanı geçmiş oluyor. Elimde de uçak teknisyenliği gibi güzel bir meslek varken, başka macera peşinde koşmanın ve zaman kaybetmenin anlamı yok dedik. Genel kültür olarak bir zenginlik katar mıydı? Evet katardı, ama zamanımız olmadı.

Teknisyenliğe geçmeniz ve beraberinde eğitim vs. kolay oldu mu? Zorlanmadınız mı?

Tabii ki o da kolay olmadı. Bazı problemler yaşadık. Başka atölyelerden gelen arkadaşlar da vardı. Bu dışarıdan gelenleri pek kabul etmeleri kolay olmadı. “Şu oto atölyesinden geldi, şu push-backten geldi!” şeklinde bir baskı vardı. Bunların sayısı üç-beş ise, çoğunluğu da bizleri takdir etti, yardımcı oldu, kabullendiler ve bize katkıda bulundular. Bizler de gayret gösterdik, kimseyi mahcup etmedik. Yaranmak için çalışmayacaksın. Buna gerek yok. Her zaman söylerim “Amiriniz için değil kendiniz için çalışın! Kimse için değil; kendiniz için!” Kendi için çalışanın gayreti, emeği er ya da geç ortaya çıkar ve birileri onu görür. Nerede çıkıyor ortaya? Sabah işe geldiğinizde ekipler oluşturuluyor. İşte o zaman “Ahmet’e, Mehmet’e şu şu kişileri al!” dendiğinde, başteknisyen sevsin sevmesin işini iyi yapanı kendi ekibine isteyince ak da kara da ortaya çıkmış oluyor. Her işin başı ahlak… Ahlaklı olacaksın! İnsanın dini, cinsi, tabiatı, dili, ırkı farklı olabilir… Kimseyi bu durumlarından dolayı dışlamayacaksın. Bize lazım olan ahlak! Ahlaklı insana herkes yardımcı oluyor zaten. Böylece yolu da açılmış oluyor…

8 yıl sonra teknisyenliğe adım atmış olmanız sizi korkutmadı mı?

Yani 8 yıl push-back operatörlüğü yaptım. Sonra da teknisyenliğe geçmiş oldum. Benim savaşçı bir ruhum var. Her şeyi çok iyi düşünerek hareket ettim. Amerika’da kazandığım İngilizce’nin, bana çok faydası oldu. Gerçi Amerika’dan döndükten sonra 4 yıl kullanmadığım için biraz gerileme oldu ama yine de çok faydasını gördüm.

Kendinizi şanslı mı görüyorsunuz yoksa keşke okusaydım da daha iyi şeyler yapsaydım diyor musunuz?

Tabii ki şanslıyım demiyorum. Yeni nesil ile aramızda çok büyük fark var. Çünkü gençler çok iyi okullarda uçaklarla ilgili eğitimler aldıktan sonra gelip işin başına geçiyorlar. Bu çok önemli bir avantaj. Biz ise temel eğitim adı altında iki aylık bir süreçten geçerek teknisyen olarak iş başı yapıyorduk. Gençler beş yıl eğitim aldıktan sonra başlıyorlar. Dolayısıyla daha şanslılar.   

Tabiri yerindeyse bunca macera sonrasında teknisyen olmuş biri olarak teknisyenliğin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uçak teknisyenliği her geçen gün popüler olmayı sürdüren çok önemli bir meslektir. Çünkü günümüzde uçak en önemli ulaşım aracı olmuştur. Her geçen gün hava yolu yolcusunun artması sebebiyle uçak şirketleri de filolarını zenginleştirmektedirler. Bununla birlikte uçak teknisyeni ihtiyacı da artıyor. Yeni nesil uçakların sistemleri her ne kadar elektronik olarak donatılmış olsalar da teknik bakım ihtiyaçları da her geçen gün artmaktadır. Ayrıca teknisyen olmanın koşulları da ağır şartlar getirmektedir. Yani bir teknisyenin olmazsa olmazları; iyi seviyede İngilizce bilmesinin yanında uçak bakım dokümanlarına da hakim ve sağdık olmaları gerekiyor.

Orhan Şekerci oto tamirciliğinden uçak teknisyenliğine geçmeyi başarmış bir başarı hikâyesine sahipsiniz. Dönüp geriye baktığınızda keşkeleriniz var mı?

Var tabii “Keşke okuma imkânım olsaydı da çok daha iyi işler yapabilseydim” dediğim zamanlar oluyor. O zamanki imkânlar ancak bu kadarına el verdi. Her türlü şart, ekonomik şartlar, eğitim imkânları vs. bunlar çok yetersizdi.

İşiniz gereği zaman zaman sürprizler olabiliyor… Ailenizi bu konuda nasıl hazırlıyordunuz? Aniden bir yerlere gitmeniz gerektiğinde?

Aileme her zaman söylerdim. “Biz, uçak teknisyeniyiz. Bizim işimiz bu, biz böyle çalışıyoruz” diye anlatırdım. İşe gittiğimiz zaman ne olacağı hiçbir zaman belli olmaz. Bir haber gelir; uçak pistten çıkmış! Atlar gidersiniz. Bir de kaza kırım ekibindeydim. Uçak itme-çekme işinde -çok da mütevazı olmak istemem- gerçekten çok iyiydim. Tek rakibim Nuri Yılmaz’dı. Nuri ağabey de bu konularda çok iyidir. Çok bilgilidir. Nuri ağabey ile iki-üç santimin hesabını yapardık. O kadar hassas çalışırdık.

Söylemlerinizde şunu da görüyorum sanki emekli olmak istemediniz ama sizi emekli ettiler…

Türk Hava Yolları sonuçta bir kamu kurumu… İstihdam sağlamak için emekliliği gelmiş insanları hemen emekli ediyorlar... Oysa işlerini çok iyi bilen, tecrübeli ve bu tecrübelerini gençlere aktaracak Nuri Yılmaz gibi hala çalışan çok sayıda ağabeyimiz var. THY’den emekli olup bu bilgi birikimleriyle özel şirketlere çok ciddi katkı sağlıyorlar.

Türk Hava Yolları’nda çalışırken de özel şirketlerden teklif alıyor muydunuz?

2006 yılında Cidde’ye yurtdışı görevine gittim. 8 yılı aşkın süre orada çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmek istedim. Bu süre içinde birçok şirketten teklif aldım. Ama bana gelen tekliflere cevabım şuydu: “Beni THY yetiştirdi. Ben bu işi burada öğrendim. Ömrümün sonuna kadar THY’ye hizmet etmeye devam edeceğim. Ne zaman ki THY benimle çalışmaya son verir, o zaman başımın çaresine bakarım.” Benim yaklaşımım her zaman bu oldu. Bu durumda gideceğim yerde de daha rahat  ve vicdanen de müsterih olurum ki öyle de oldu. Qatar Hava Yolları teklif getirdi, kabul etmedim. Ama beni 57 yaşımda emekli ettiler! … Emekli olduğumda başteknisyendim. Tecrübe, dünyanın en pahalı; kıymetsiz şeyi maalesef… Her şey bedenen çalışmak anlamına gelmiyor. Yaşadıklarınız, gördükleriniz, yıllar içinde biriktirdikleriniz, gençlerin dönüp de göremediğini görmelerini sağlayan şeylerdir. Bu bilen için o kadar kıymetlidir ki… Tecrübeli bir teknisyenin hangarda gezmesi, yürümesi bile genç teknisyenlere güven verir. Onları motive eder…

33 yıl hizmet ettiğiniz THY’de emekli oldunuz, işinizin en önemli prensibi nedir?

Uçak teknisyenliğinin en önemli prensibi kurallara riayet etmektir. Dürüst olmaktır! Formüle edersek, kurallara dürüst olarak riayet etmektir. İşimizin anayasası bellidir. Ona uyduğunuzda ve uyguladığınız da tüm prensibi yerine getirmiş oluyorsunuz. Çalışma kitaplarımız var. Onlar ne yapılması gerektiğini ve ne yapılmayacağını çok açık anlatıyor. Hiçbir işi kafamıza göre yapamayız. Kurallar bellidir, onun dışına çıkamazsınız. Çıkmamalısınız… Kurallara uyduğunuz zaman Allah muhafaza bir problem olduğunda da hesap vermeniz kolay olur. Vicdanınız rahat olur. Kurala uyan bir teknisyenin kıymetine paha biçilmez. Teknisyenlik geçmişten günümüze her zaman değer kazanmıştır. Ülkemizde de buna önem verilmiştir. Günümüzde eğitim alanındaki gelişmeler de bu mesleğe ne kadar büyük önem verildiğinin göstergesidir. İşimizin prestiji özel sektörün de bu alandaki yatırımlarına neden olmuştur.

UTED olarak da bu okullarla yakın ilişki içindesiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

UTED olarak her zaman gençlerin yanında olmaya gayret ediyoruz. Tecrübemizi okuyan gençlerin hizmetine sunmak için elimizden geldiğince fırsat yaratmaya çalışıyoruz. Birçok arkadaşımız bu okullarda gençlerle bir araya geliyor ve onların geleceğine ışık tutmaya çalışıyor. Gittiğimiz seminerlerde mesleği anlatıyoruz. Gençlerin dikkatini çekmeye çabalıyoruz. Genç arkadaşlarımızın bu mesleği sevmeleri için dernek olarak büyük bir çabanın içinde olduk; olmaya da devam ediyoruz.

Peki… Emeklilik durumuna gelelim… Emekli olur olmaz Onur Air’de mi işe başladınız?

Emekli olacağım belli olunca birkaç yerden teklif aldım. Cidde’de beraber çalıştığım arkadaşım Ahmet Bayrak ile birlikte gelen teklifleri değerlendirdik. Onur Air’in teklifini kabul ettik ve Cidde’ye gittik. Şimdi orada çalışıyoruz. Onur Air de tecrübeli teknisyenlerine değer veren ciddi bir kurum. Hala hat bakım hizmeti vermeye devam ediyoruz.

Daha ne kadar çalışmayı düşünüyorsunuz? Yorulmadınız mı?

Daha yeni başladık… Yorulmak nasıl bir şey bilmiyorum ama esasen şöyle düşünüyorum; “benden büyük ağabeylerim hala çalışıyorken benim işi bırakmam doğru olur mu?” İşin şakası bir yana sağlıklı yaşam için de çalışmak gerekiyor öyle de bakmak lazım… Şu anda rahat bir çalışma sistemimiz var. Cidde’de 30- 40 gün çalışıyoruz. Gelip bir ay dinleniyoruz. Hem emeklilik yaşıyor hem de çalışıyoruz… En önemlisi de gençlerin yetişmesine katkı sağlıyoruz. Tecrübemizi aktarıyoruz. Bu önemli bir süreç ve olması gereken bir süreç diye düşünüyorum. Bu ülkede güzel şeylerin olmasını istiyoruz. Bizim de bu vesileyle katkımız olsun istiyoruz. Bundan sonra yapmamız gereken en önemli şey; tecrübe aktarımının kaybolmaması… Yetişen insan da sonuç itibariyle bu ülkeye hizmet edecek…

Bu çok çalışma biraz da teknisyenliğin yapısında var sanırım…

Teknisyen çok çalışmak zorundadır. Teknisyenin bayramı yoktur, teknisyen yağmur bilmez, kar dinlemez; her yerde ve her şartta çalışır. Teknisyenin çok para kazandığını söylerler. Çünkü teknisyen çok çalışıyor kardeşim. Teknisyen eve gider imtihan olur, evden gelir imtihan olur uçuşa gider imtihan olur, uçuştan gelir imtihan olur. Tip kursuna gider imtihan olur. Teknisyen iki yılda bir yetki yenilemek için imtihan olur. Yani teknisyen hep imtihan olur. Sonuçta yüzlerce yolcunun can güvenliği teknisyenin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk da çok çalışma gerektirir.

Benim soracaklarım bu kadar. Son olarak baba-oğul eklemek istediğiniz bir şey varsa buyurun?

Çok teşekkür ediyoruz. Bu mesleği seçmiş olan arkadaşlarımıza başarılar, düşünenlere ise iyi şanslar diliyoruz…           

‘Babam, meslekte benim yol göstericim oldu’

Babası gibi uçak teknisyenliği mesleğine çok genç yaşta adım atan Yunus Şekerci, mesleğinde başarılarıyla bilinen Orhan Şekerci’nin tecrübesinden ve bilgisinden sürekli faydalandığını belirtirken “Her zaman yol göstericim oldu” diyerek babasına olan minnettarlığını dile getiriyor

Evet Yunus Bey… Babanızın tecrübelerini, yaşadığı zorlukları ve güzellikleri dinledik. Siz küçüklüğünüzden beri bütün bunları dinleyerek bugüne geldiniz ve baba mesleğini seçtiniz. Babanız ve sizin mesleki açıdan çalışma dönemlerinizdeki farklar nelerdir? Ama önce kısaca sizi tanıyalım…

1989 yılında İstanbul’da doğdum. 2003-2007 yılları arası Bağcılar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okudum. Uçak Gövde Motor Bölümü’nü bitirdim. 2008 yılı havacılıkta özel sektörün canlanma dönemiydi. Bizim de istihdam olarak avantajlı olduğumuz bir dönem. Mezun olduktan çok kısa bir süre sonra MNG Teknik’te 5-6 ay kadar çalıştım... THY alım yapıyordu. Ona da başvurdum. 2008 yılının eylül ayında THY’de işe başladım. Halen uçak teknisyeni olarak çalışmaya devam ediyorum. Bizim çok şanslı olduğumuz birçok etken var. Öncelikle bilgiye, onların ulaşmak için sarf ettiği enerjiyi hiç harcamadan ulaşabiliyoruz. Teknolojinin geliştiği günümüzde her şeye ulaşmak çok daha kolay. Bizim cep telefonumuzla ulaştığımız bilgiye onlar raflarda kocaman kitapları karıştırarak ulaşabiliyorlardı. Babamın çalışma şartlarını, harcadığı enerjiyi düşünüyorum; evet gerçekten de savaşçı bir ruha sahip, çok çalışkan bir baba… Böyle bir babanın çocuğu olmak bir taraftan yükünüzü ağırlaştırırken bir taraftan da kolaylıklar sağlar.

Babanızla mesleki paylaşımlarınız oluyor mu?

Bana çok güzel katkıları oluyordu. Mesleğe başladığımdan bugüne kadar, her daim babamın tecrübesinden, bilgisinden faydalandım. Sıkıştığım, kafama takılan konularda her zaman ona başvurdum. Her zaman yol göstericim oldu. Bu vesileyle de kendisine teşekkür ediyorum. Verdiği katkılardan dolayı ve babam olduğu için…

Babanız, sizi yönlendirmediğini söylüyor. Bu kadar yoğun bir iş yaşamı olan bir babanın mesleğini neden seçtiniz?

Çocukluğumda babam işe gidip geldiğinde, uçakla seyahat ettiğimizde her zaman kendisine özenirdim. Yaptığı iş ilgimi çekiyordu. Merak da ediyordum. Hoşuma gidiyordu… Sanırım genlerimizde de havacılık var… Dolayısıyla ben de bu işe yönelmiş oldum. Belki babam bizi sözlü olarak yönlendirmedi ama duruşuyla, davranışıyla, meslek aşkıyla üzerimde etkili oldu; bu da kaçınılmaz bir durum. Ağabeyim var o ilgi göstermedi matematik öğretmeni oldu ama ben bu işi istedim.

Aynı evde iki havacı olması nasıl bir hava yaratıyor? Sanırım bir araya gelince işten bahsedersiniz…

Sürekli gelişen bir sektörde çalışıyoruz. Bizim de bu yönde kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Zaman zaman babamın da teknoloji konularında bana sordukları oluyor. Ben günceli anlatırken o da tecrübelerini aktarıyor. Evde sürekli bu konular konuşulduğu için de ailemiz tarafından pek de hoş karşılandığını söyleyemeyiz. Aynı zamanda iş arkadaşıyız; öyle de görünmesi gerekiyor. Dolayısıyla ortak noktamız çok. Farklı zamanlarda farklı ortamlardan ikimiz de geçtiğimiz için, konuşacak çok şeyimiz oluyor.

Orhan Şekerci’nin oğlu olmak avantaj mı?

İşe girdiğimden bu güne kadar 11 senedir ne zaman biriyle tanışsam “Orhan Şekerci’nin oğlu musun?” diye sorduğunda her zaman güzel geri dönüşler aldım. Herkes babamla iyi anılarından bahsetti. Hatta birkaç gün önce tanıştığım bir arkadaşımız “Orhan Ağabey’in bize çok katkısı oldu. Allah razı olsun!” dediğinde tabii ki gurur duydum. Bugüne kadar negatif bir şey duymadım… Onun için girdiğim her ortamda bir sıfır avantajla giriyorum.

Genç bir teknisyen olarak işinizin geleceği hakkında neler söylemek istersiniz?

Bizim mesleğimiz teknolojiye paralel olarak gelişen bir meslek. Dolayısıyla teknisyen kendini güncel tutmalıdır. Biz de ülkemizin bayrak taşıyıcısı olarak hızla gelişen THY’ye katkı sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz.  THY’de her zaman teknolojiyi yakından takip eden, uygulayan ve yaşama geçiren bir yapı var. Çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Böylelikle ülkemizde de havacılık dünya ile aynı hızda gelişiyor ve ilerliyor. Bugün yabancı imalatçı firmaların uçaklarının bakımını yapıyoruz. Ancak inanıyorum ki yakın gelecekte kendi üretmiş olduğumuz uçaklarımızın da bakımlarını yapacağız.

7.1.2020 11:05:00
721