NURI DEMIRAĞ TAYYARE FABRIKASI 1936–1943 (1)

NURI DEMIRAĞ TAYYARE FABRIKASI 1936–1943 (1)

NURI DEMIRAĞ TAYYARE FABRIKASI 1936–1943 (1)

Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.

UTED dergimizin bu sayısında Türk sivil havacılık sanayimizde çok önemli bir yeri olan Nuri Demirağ Uçak Fabrikalarını inceleyeceğiz. Aslında kronolojik sırası ile işlemekte olduğum ‘Türkiye Uçak İmalat Tarihi’nde bu ayki sıramız Eskişehir Tayyare Fabrikası idi. Fakat Türk havacılığının mütevazı kişisi Sayın Mehmet Kum Bey’i, 16 Haziran 2011’de ne yazık ki kaybettik. Bu saygıdeğer kişi anısına akışımızı değiştirerek sizlere kalpleri devamlı Türk havacılığın gelişmesi için atmış iki insanı Mehmet Kum ve Nuri Demirağ ile uçak fabrikalarını sunacağım.

Öncelikle Atatürk tarafından verilen Demirağ soyadının nereden geldiğini ve neden uçak yapmak istediğini anlamamız için Nuri Demirağ’ın birkaç kitaba sığmayan hayatını özetlemeye çalıştım. Nuri Demirağ, (1886 –13 Kasım 1957) Sivas’ın Divriği
kasabasında doğmuş, kasabanın eşrafından Mühürdarzade Ömer Bey’in oğludur, annesinin adı Ayşe Hanım’dır. Rüştiye tahsilini memleketinde yapmış ve aynı rüştiyeye muallim tayin edilmiştir. Ziraat Bankası’nın açtığı bir müsabaka imtihanını kazanarak, bu bankanın önce Kangal, sonra Koçkiri şubelerinde çalışmıştır. Maliye Bakanlığının açtığı bir imtihanı da kazanarak, bankacılıktan maliye hizmetine geçmiş, İstanbul’a gelerek Maliye’nin her kademesinde seçkin bir memur olarak çalışmıştır.


1918–1919 arasında 33 yaşlarında iken Maliye Müfettişi olmuştur. Divriği ile alakasını kesmeyerek, İstanbul’da Beşiktaş’a yerleşmiştir. Müstemleke döneminde Osmanlı Devleti’ni yönetenlerin acizliğine dayanamayarak memurluktan istifa eder. Kendi kaydına göre 56 altın (252 kâğıt lira) birikmiş parası ile sigara kâğıtçılığına başlamış ve ‘Türk Zaferi’ adını verdiği bir sigara kâğıdı çıkarmıştır. O acı ve karanlık günlerde ‘Türk Zaferi Sigara Kâğıdı’ fevkalade rağbet görmüş, o zamanki soyadı ile
Mühürdarzade Nuri Bey’e hayli para kazandırmış, 252 lirası üç sene içinde 84 bin lira olmuştur.


Cumhuriyet dönemi başladığında devlet işlerini bildiğinden kardeşi Naci Demirağ ile birlikte Türkiye Demiryolları ve şoseleri ile başladığı büyük imar işini benimseyerek, devlete en uygun tekliflerle müteahhitlik hayatına atılmıştır. Nuri Demirağ,
Samsun – Erzurum, Fevzipaşa – Diyarbakır, Afyon – Antalya, Sivas – Erzurum hatlarında 1012 kilometre demiryolunu hiç yılmadan çalışarak büyük zorluklarla yapmıştır. Bursa Sümerbank, Karabük Demir ve Çelik, İzmit Selüloz, Sivas Çimento Fabrikaları gibi birçok tesisi cesaretle yaparak Türk insanın neler yapabileceğini ispatlayarak yabancıları kıskandırmış. İhaleleri düşük fiyata yaparak paranın devlette kalmasını, aynı zamanda ise yabancı şirkete gitmemesini sağlamıştır. Devlet ihalelerinin yerli firmalara verilmesinde çok hassas olan Mustafa Kemal, 1934 yılında soyadı kanunu esnasında demiryolu hizmetlerinden dolayı Demirağ adını Nuri Bey’e vermiştir.


1932 yılında Nuri Demirağ, Atatürk’ün ‘İstikbal göklerdedir’ sözlerini kendine ilke edinerek gözlerini göklere dikmiş ve “Göklerine hâkim olamayan milletlerin akıbeti felaket olacağına kat’iyyen kaniim” düşüncesi ile harekete geçmiştir. Türk Hava Kurumu tarafından uçak almak için istenen yardıma cevap olarak, mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz öyle ise, “Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” diyerek işe atılmıştır. Yanına aldığı birçok mühendis ve teknisyenle hızlı bir çalışmaya başlar. Avrupa ve Amerika’da mühendis ve teknisyenleriyle birlikte yaptığı gezi ve incelemelerde bütün laboratuvarları, imalat tezgâhlarını, muazzam ısı fırınlarını, presleri, imalat hangarlarını, plan proje salonlarını büyük sabır ve azimle
dört yıllık bir araştırma evresinde tetkik eder ve sonra şu karara varır: “Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir” der ve bu amaçla yola çıkar.


Nuri Demirağ, Uçak Mühendisi Selahattin Reşit Alan’la birlikte 1936 senesi ortalarına doğru uçak fabrikası için hazırlıklara başlamıştır. Türk Hava Kurumu’ndan aldığı 24 uçak ve 65 adet planör siparişleri alır. İlk etapta on senelik bir program yapılır.
17 Eylül 1936’da da fiilen teşebbüse geçmiş ve bir Çekoslovak firması ile motor konusunda anlaşma yapılır. Beşiktaş’ta Hayrettin İskelesi’nde bugün Deniz Müzesi olarak kullanılan binanın hemen arkasında, o zamana göre modern bir bina yaptırmıştır. Adı, Nuri Demirağ Beşiktaş Tayyare Atelyesi’dir. Programa göre burası Etüt Atelyesi (AR-GE) olarak kullanılmıştır. Kısa zamanda Nu.D-36 uçakları yapılmaya başlanır. Test uçuşları için uçaklar Yeşilköy’e taşınır ve testleri Kurtuluş Savaşı
pilotu Basri Alev tarafından orada gerçekleştirilir. Beşiktaş’ın yetersiz olduğunu görünce Nuri Demirağ, o tarihte dünyanın en gelişmiş hava alanlarından sayılan Amsterdam Havaalanı’nın bir benzerini Yeşilköy’e yapar ve yanına da fabrikasını kurar. 17 Ağustos 1941 tarihinde Yeşilköy Nuri Demirağ Tayyare Fabrikası ve Gök Okulu ile birlikte hizmete açılmıştır. Asıl büyük fabrikayı memleketi olan Sivas-Divriği’de kurmayı planlar ve yatırımlar yapar; ancak gerçekleştiremez. Nuri Demirağ ve ekibi, bir yandan bu siparişleri yapmak için tüm gayretlerini sarf ederken, aynı zamanda yepyeni bir model geliştirmişlerdi. Bu arada Türk Hava siparişi Kurumu için 12 adet eğitim uçağı ve 65 tane de planör tamamlanır. THK tarafından planörler alınır fakat uçakların alınması teknik yetersizlikler gösterilerek kabul edilmez. Demirağ Tayyare Fabrikalarında mühendis Selahattin Reşit Alan tarafından iki model uçak tasarlanmış ve yapılmıştır. Bu modeller 1936 ve 1938 yıllarında tasarlandığı için NuD.36 ve NuD.38’dir. Gelecek sayımızda teknik özelliklerini inceleyeceğimiz bu uçakların, döneminin en gelişmiş uçakları arasına girecek teknolojiye sahip olduklarını görmekteyiz.


Not: Eskişehir Tayyare Fabrikası hakkında daha geniş bilgiyi “Mustafa Kemal’in Uçakları” Türkiye’nin Uçak İmalat Tarihi (1923-2012)-İsmail Yavuz - İş Bankası Kültür Yayınları kitabımda bulabilirsiniz.

28.6.2019 16:09:00
İsmail YAVUZ     1864