Havacılıkta insan–makine etkileşimleri

Havacılıkta insan–makine etkileşimleri

Havacılıkta insan–makine etkileşimleri

Bir gün 24 saatten ibaret… Kimimiz 9 saat, kimimiz 12 saat aktif şekilde çalışıyoruz, üretiyoruz veya geliştiriyoruz. Bir amaç ya da bir faydaya dayanan çalışmalarda bazen gözden kaçan, “Aman ne olacak!” denilen ya da pas geçilen detaylar…

Değerli okurlar, bu yazımda havacılıkta insan – makine etkileşimi üzerine yapmış olduğum çalışmamı sizlerle paylaşmanın gururunu yaşıyorum. ​İnsan faktörü konularında ilgi alanı geçen yüzyılın başından bu yana çok artmış, ancak ilk anlamlı çalışmalar, özellikle havacılık alanında, İkinci Dünya Savaşı sırasında ekipman tasarımı ve insan performansı üzerinde yapılmıştır. Son 50 yılda insan faktörlerinin temel kavramları konularında kazanılan deneyimler sonucu ortaya çıkan birçok analiz ve değerlendirme, çalışanların görevlerini daha etkili, daha verimli, daha güvenli ve daha az stresle, kısaca daha iyi yapabilmeleri amacını gütmüştür. İnsanın yapısal ve zihinsel esnekliği ve uyum yetenekleri, uçak tasarımlarında ana rehber olmuştur. Tekerleme gibi oldu biraz ama havacılıkta kurallar ‘kan’ ile yazılmıştır. Neden peki? Bakım hataları, üretim kaynaklı hatalar, tesis gerekliliklerinin sağlanmaması, iletişimsizlik ve daha eklenebilecek olan birçok faktörün etken olduğu bu işleyişte ikili diyalog kurduğumuz karşımıza çıkan insan ve makine oluyor.

İnsan ve makine ilişkisi nedir?

Teknolojinin gelişmesi, bakım yöntemlerinin netleşmesi, standartların ve kuralların konması ve yeni izleme / kontrol sistemlerinin kurulması, zaman içinde makine kaynaklı hataların azalmasına neden olmuştur.

Öte yandan, söz konusu hızlı gelişmeler, ortalama insan kapasitesini zorlamakta, daha üstün performanslar ve nitelikler gerektirmektedir. Bunun sonucu, zaman içinde, makine kaynaklı hatalar azalırken, insan kaynaklı hataların arttığı gözlenmektedir.

Endüstri 4.0 ile insan ilişkisi nedir?

Endüstri 4.0, insanlar ve gelişmiş makinelerin bir araya getirilmesi çerçevesinde oluşturulmuş bir anlayıştır. Bu durum, özerklik ve karar alma ile ilgili insan ve makine arasında sosyoteknolojik sorular doğursa da sibernetik biliminin önerilerinden ‘Law of Requisite Variety’ bize ilginç bir bakış açısı sunmaktadır. Bir kontrol sistemi; aksaklıklar ve uyumsuzlukların çözülebilmesi, basitçe dengeli bir şekilde çalışabilmesi için başka bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç duyar. Üretim sistemleri için yaratıcı ve sorun giderici olarak bu esnek rol insana ayrılmıştır. İnsan isterse tüm süreci kendisi de yönetebilir. İnsana verilen bu büyük esneklik, kontrolün her zaman insan elinde olduğunu açıkça göstermektedir.

 

Yorum

İnsan doğası gereği amaçları uğruna çabalayan ve aktif olarak üretimde bulunması gereken bir unsurdur. Endüstri 4.0 insanlara üretimde farklı roller biçecektir. Gelecekte çalışanlar için, ağır şartlar altında, beden gücünün sınırlarını zorlayarak çalışmak ya da ofislerde oturup dirsek çürütmek yerine, kendinden organize süreçler içinde kendi uygulamalarını takip etmek ve üretim stratejileri geliştirmek çerçevesinde olan işler ana çalışma öğeleri olacaktır. Üretim süreçlerini takip ve kontrol eden çalışanlar üretimin hala ana unsurudur.  Çok sayıda üretim sistemi olacağından aynı zamanda bunları kontrol edecek insan sayısı da artacaktır. Çalışanlar, sorumluluklarını yerine getirmezlerse; makine değil insan odaklı sorunlar ortaya çıkacak ve aksaklıklar yaşanacaktır. Ve hatta Boeing 737 MAX uçağında da bu aksaklığı maddi manevi olarak sektörümüzce hissedip, durumun gidişatını gözlerimizle de görmüş olduk.

Değerli UTED Dergisi takipçileri, yeni yılda çarpıcı ve etkileyici konuları ele alıp sizlerle paylaşmaya, yapmış olduğum araştırmalar neticesince dilim döndüğünce ifade etmeye devam edeceğim. Yeni yılınızın emniyetli, sağlıklı bir yıl olmasını diliyorum. Selamlar…

Kaynak

  • Osnabrücker Zeitung, T- Systems, Siemens
  • THY Teknik Module 9 Human Factors
6.12.2019 11:12:00
Alişan DEĞİRMENCİLER     825