“BİR UÇAĞA ‘UÇABİLİR’ DEMEK DE, ‘UÇAMAZ’ DEMEK DE YÜREK İSTER…”

“BİR UÇAĞA ‘UÇABİLİR’ DEMEK DE, ‘UÇAMAZ’ DEMEK DE YÜREK İSTER…”

“BİR UÇAĞA ‘UÇABİLİR’ DEMEK DE, ‘UÇAMAZ’ DEMEK DE YÜREK İSTER…”

32 yıllık Uçak Teknisyeni Ahmet Aslan, meslekteki tecrübenin önemine dikkat çekerek, “Bir uçağa ‘uçabilir’ demek de, ‘uçamaz’ demek de yürek ister. Eğer kararsız noktadaysak, uçağa uçar demek de uçmaz demek de yürek ister. Bu yürek de bilgi ve tecrübeyle gelişiyor” diyor…

 

UTED: Havacılığa girişiniz nasıl oldu?

Ahmet Aslan: 1984 yılında askerden geldikten sonra Netaş’ta çalışmaya başlamıştım. Buradaki işim çok monotondu. Montaj hattında çalışıyordum ve çok sıkıcıydı. Bu arada üniversiteye de hazırlanıyordum. Kurslara gidiyordum. Babamın bir arkadaşının tavsiyesiyle 1985 yılında THY’ye başvurdum ve uçak teknisyeni olarak çalışmaya başladım.

 

 

UTED: Üniversite hazırlıkları ne oldu?

Ahmet Aslan: Hem kurslara gitmiş hem de kendim çalışmıştım. THY’ye girince bir taraftan üniversiteye gerek kalmadı, diye düşünüyordum. Sonunda bunca çalışma boşa gitmesin diye sınavlara girmeye karar verdim. İyi bir puan aldım. THY’yi bırakmak istemediğim için gece ve ekstern bölümleri içeren altı tercih yaptım. Birinci tercihim olan Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünü kazandım.

 

UTED: Zor olmadı mı?

Ahmet Aslan: Üniversitede bölümüm 2. Öğretim (gece) olduğu için dersler 16:00’da başlıyordu. İşyerimizdeki büyüklerimizin desteğiyle okullu ve işi bir arada götürebildim. Üçlü vardiya çalışıyordum. İlk yıl bende 3-11 vardiyası yoktu. Böylece okula aksatmadan gidebildim. İkinci yıldan sonra da okulun düzenini anladığım için buna da gerek kalmadı. Bazı derslere gündüzcü öğrencilerle sabah girerek sorunu çözdüm. Normalde 5 yılda bitmesi gerekirken ben 5,5 senede bitirebildim. Bu yarım yıl da THY’nin bizim üniversitenin elektrik bölümü için staj kontenjanı olmaması nedeniyle uzadı. Zor oldu ama sonuçta bitti.

 

UTED: Bu arada THY’de çalışma hayatınızda neler yaşandı?

Ahmet Aslan: 1988’de lisans aldım.1985-1996 Yıllarında Hat Bakım Müdürlüğünde Uçak Teknisyeni olarak çalıştım. 1996’da Teknik Kontrol oldum, 5 yıl sonra Teknik Kontrol Vardiya şefliği görevi verildi. 2005-2007 arasında Hat Bakım “B” Ekibinde Vardiya şefliği görevi verildi. 2007’de Sabiha Gökçen Havaalanına Hat Bakım Şefi olarak geçtim. 2011 yılında da kendi isteğimle emekli oldum. Aynı yıl Pegasus Hava Yollarına geçtim ve 2012’den beri Pegasus Hava Yollarında Teknik Kalite Denetçisi olarak çalışıyorum.

 

UTED: Biraz ilk zamanlara dönelim… Uçaklarla ilk karşılaştığınızda neler hissettiniz? Bir teknik adam olarak uçak size etkileyici geldi mi?

Ahmet Aslan: Tabii… Önce sudan çıkmış balık gibi oluyorsunuz. Uçağın nasıl uçtuğunu anlayamıyorsunuz. Çünkü birçok şeyi bilmiyorsunuz, öyle bir eğitim de almamışsınız. Sonra öğrendikçe anlıyorsunuz ve o kadar da zor değilmiş, diyorsunuz. Temel eğitim ve tip kursları bu konuda çok yardımcı oldu.

 

UTED: Bu kurslardan unutamadığınız bir anı var mı?

Ahmet Aslan: Macit Onsan isimli bir hocamız vardı. Asker kökenli ve ufku çok geniş biriydi. İlk derste tahtaya “Safety comes first” yazdı. “Beyler bunu kafanıza yazın” dedi. Sonra da dönüp, “Yazmayın, kazıyın bunu kafanıza” dedi… Bunu hiç unutmuyorum. Mesleğimiz için önceliği çok güzel vurgulayan bir olaydır.

 

UTED: Uzun bir teknisyenlik hayatınız olmuş. Mesleğin ilk zamanlarıyla günümüzü kıyasladığınızda en önemli fark olarak neyi görüyorsunuz?

Ahmet Aslan: Kurallar da, kuralların uygulanması konusundaki ciddiyet de arttı. Doğru olan da bu zaten… Ben her zaman kuralların önemine inanmış biri olarak bu farkın en önemlisi olduğunu düşünüyorum. Şimdi kurallar dört dörtlük uygulanıyor ve çalışanlar da bunun önemine inanmış durumda.

 

UTED: Teknisyen olarak ilk uçuşunuzu hatırlıyor musunuz?

Ahmet Aslan: Elbette… Lisans aldıktan sonra çok hevesli olduğumuz zamanlardı. Almanya’ya bir 727 uçağıyla uçuşa gittim. Sanırım 1988 yılıydı. İndikten sonra uçağın kontrolünü yaparken “Flap Power Unit” üstünde bir çatlak gördüm. Ünitenin yağı da bu çatlaktan sızmıştı. Ben o çatlağı görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Bu üniteyi kısa sürede yalnız nasıl değiştireceğim, diye endişelenmeye başladım. Şimdiki gibi cep telefonu ile fotoğraf çekme ve danışma imkanı da yok. Ofise gidip, İstanbul’u aradım, Konuyu anlattım. Lufthansa’dan yardım yollayacaklarını söylediler. Dört beş kişilik bir ekiple bir minibüs geldi. Minibüsün içi o güne kadar hiç görmediğim düzen ve güzellikle alet, kitap ve araçlarla doluydu. Hayran kalmıştım. Gelen ekip çatlağı inceledi ve “Problem yok” dedi. Ben şaşkınlıkla “Nasıl problem yok, çatlak ve yağ sızdırıyor” deyince, açtı kitabı “Bak, bu hiç yağsız 72 saat çalışabilir” dedi. Yani ilk yolculuğum aynı zamanda unutulmaz anılarımdan biridir…

 

UTED: Her tecrübe yeni bilgiler kazanmanızı sağlıyor… Başka anınız var mı?

Ahmet Aslan: Bir kez de yine 727 uçağında göstergelerle ilgili bir sorun yaşanmıştı. O zaman şimdiki gibi tamamen elektronik göstergeler yoktu. Göstergelerle ilgili bir arıza olduğunda küçük bir flag çıkardı. Yani mekanik bir sistemdi. Kaptan çağırdı ve düşen birkaç bayrak gösterdi. Bu da neticede elektronik, yine endişelendim ve nasıl çözeceğimi düşünmeye başladım. E/E’ye gidip bir bakayım dedim.

Ne yapacağımı bilemediğim bir konu… Sağdakini sola, soldakini sağa takıp arızalı olanı tespit etmekten başka çare görünmüyordu. Kokpite çıktım, pilotlar kokpiti boşalmışlardı. Tornavidayı alıp sökmek için dokunduğum anda tüm flaplar gitti. Meğer statik elektrikten etkilenmiş. Kaptana anlatıp düzeldiğini söyledim.

 

UTED: Mesleğe ilk başladığımda “Sudan çıkmış balık gibiydim” demiştiniz. Sonra da bilgi ve tecrübe arttıkça mesleki hakimiyetinizin arttığını söylediniz. Bu bağlamda genç arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Ahmet Aslan: Birincisi mutlaka kurallara uyulmalı. Haddim olmayarak, genç yaşlı herkese tavsiyem budur. En basit, en ihmal edilebilir diye düşünülenler de dahil tüm kurallara harfiyen uyulması gerekir. Uçağın düşmesine neden olacak hatalardan bahsetmiyorum, o noktalara gelmiyorum bile… Zaten en küçüğünden, en basitinden her kurala uyarsak o noktalara yaklaşamayız bile…

İkincisi kuralları asla ve asla esnetmesinler. Şirketin kuralları, imalatçının kuralları, iş hukuku ve uluslararası kurallar bizim çalışma alanımızdır. Biz bu kuralların kesişme noktasından asla çıkmamalıyız. Biz bu çerçeveyi asla zorlamamalıyız.

 

Diyelim ki bir drain’den yağ sızıntısı var. Kitaba baktık dakikada 14 damla kabul edilebilir deniyor. Eğer biz 15 damla olduğu halde onay verirsek, bir sonraki uçuşta sizin verdiğiniz onaya bakarak bir başkası 16 damlaya da onay verebilir. Yani kuralın bize verdiği kabul edilebilir sınırı bir kez aşarsak bizi durduracak bir başka sınır kalmaz.

Bir uçağa ‘uçabilir’ demek de, ‘uçamaz’ demek de yürek ister. Eğer kararsız noktadaysak, uçağa uçar demek de uçmaz demek de yürek ister. Bu yürek de bilgi ve tecrübeyle gelişiyor.

Son olarak mesleki olarak gelişimimde emeği geçen Hocalarıma, Ağabeylerime ve birlikte çalıştığım arkadaşlarıma teşekkür ederim.

 

AHMET ASLAN

1962 yılında Sinop’ta doğdu. Başsökü köyünde başladığı ilkokulu Samsun’da tamamladıktan sonra İstanbul’a geldi. Ortaokulu Ümraniye Lisesinde tamamladıktan sonra girdiği Haydarpaşa Teknik Lisesinden 1981 yılında mezun oldu. Askerlik sonrası girdiği Netaş’ta kısa bir süre çalıştıktan sonra 1985 yılında Türk Hava Yolları’na girdi. Uçak Teknisyeni olarak çalışırken Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1988’de lisansını aldı. 1996’da Teknik Kontrol, 2001’de Teknik Kontrol Vardiya Şefi olan Aslan, 2005- 2007 arasında Hat Bakım Teknik Kontrol Vardiya Şefi olarak çalıştı. 2007’de Sabiha Gökçen Havaalanına geçen Ahmet Aslan, 2011 yılında emekli oldu. Aynı yıl Pegasus’a geçen Aslan, 2012’den beri Pegasus Teknik Kalite Denetçisi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

18.4.2018 13:53:13
89