Bir hayalim var…

Bir hayalim var…

Bir hayalim var…

Bir hayalim var…
 
Hüzünlü bir şekilde veda ettiğimiz Atatürk Havalimanı, 100 yıllık misyonunu tamamladı… Peki ya şimdi? Şimdi de yeni bir coşkuya ihtiyacımız var; bilim insanlarının araştırma geliştirme yapacağı, havacılığın fidanlarını yetiştirecek bilim ve sanayi merkezine…
 
Merhaba sevgili dostlarım,
Bu ay sizinle Atatürk Havalimanı hayalimi paylaşmak istiyorum. Benim hayalimin artık yeni bir ismi var; çünkü Atatürk Havalimanı’nı kuranların hayalini tamamlayıp ulaşmasını istedikleribaşlangıcı gerçekleştirdiğini ve artık memleketin havacılığın da daha da büyük bir limanla hayaline daha büyük hedeflere ulaşmak için yerini yönünü değiştirdiği zamandayız.
Peki ya şimdi? Evet şimdi sadece bir havalimanı olarak değil, Nuri Demirağların gök aşkı için attığı temellerle diğer hayallerin gerçekleşme merkezi olma zamanı geldi.
Atatürk Havalimanı bir misyonunu tamamladı ama sıra diğer misyonuna geldi; o da Türk havacılığının kendi markası, kendi bilimini geliştirme vakti. Hüzünlü bir vedadan coşkulu bir kavuşmaya Atatürk Havacılık Bilim ve Sanayi Merkezi.
İşte benim hayalim, umudum hatta gözümün önünde yükselen ülkemin güzel havacılık serüveni bu.
Fakat hayalimin sanayisi için önce insan fabrikaları kurmamız gerekiyor ve işte tam da ihtiyacın ve ruhun olduğu yer orası. Hiçbir inşaat, hiçbir AVM, bunun kadar kazançlı bir yatırım olamaz. Memleketimin bir sürü teknik lisesi ve üniversitesi var ve pek çoğu halen teorik çalışıyor. Pratikte de ya üstün körü ya mecburi saat doldurma ya da öyle ya da böyle bir şekilde resmi zorunlulukları tamamlayarak geçiyor. Şunu anlamak bizler için çok önemli: Mühim olan mevzuatı atlatmak değildir mühim olan o mevzuatın işlerliğine inanmak, uygulamak, geliştirmek ve düzeltmektir. Mevzuatları atlatma çabaları, emniyet kemerini polise yakalanmamak için takan şoför gibidir. Pek çoğunuz görmüştür araba kendini bağıra bağıra
perişan eder “Tak emniyet kemerini!” diye. Ama şoför arkadaş o bağırmayı susturmanın yollarını arar ve bulur; ya içine bir şey sokar ya da kemeri tersten bağlar. Peki ya sonra bir gün….?
İşte mevzuatları atlatmaya çalışmanın da sonuçları böyle olur… Belki camdan fırlamazsınız ama sektörün dışına çoktan fırlatılmış olursunuz. Pek çok alanda olduğu gibi teorik eğitim havacılıkta da yetersizdir. Bu konuda uzmanlaşmanın ve öğrenmenin en temel dayanağı pratik eğitimdir. Havacılık; ekipman bakımından, fiziki bakımdan pratik eğitimin pahalı olduğu bir sektördür tabii doğası gereği.
Bu pahalılık olayı münferit olarak işin içine girerseniz sizi etkiler. Peki ya tüm bu okullar için pratik eğitim merkezi olsa o zaman da belini büker mi? Pek tabi ki hayır! Kocaman hangarlarıyla bizi bekleyen bir yer varsa ve tüm o çocukların gençlerin hayalini kurduğu eğitim koşulları orada öylece duruyorsa; buna şans denmez de ne denir.
Evet Atatürk Havalimanı ülkenin gençleri için, çocukları için kollarını kocaman açmış ve büyüklerine sesleniyor, “Yeni vizyonlar için yeni nesiller yetiştirmeye hazırlanın ve beni hazırlayın!” diye.
Teknik lise ve yüksek okullara zorunlu pratik eğitim merkezi olacak şekilde düzenlemeler yapılır ise hem bu ülkenin çocuklarına ve yurt dışından eğitime gelecek çocuklara hizmet etmiş hem de eğitim de markalaşma imkanı bulmuş olacağız. Mühim olan ne kadar çok okul olduğu değil, ne kadar çok insan yetiştirdiğimizdir. Vermediğimiz imkanın karşılığını bekleyemeyiz.
Hem sadece teknik öğrenciler için değil ki; ya bilim insanlarımız? Onlar için de şahane bir araştırma geliştirme merkezi. Denesinler uçursunlar, düşürsünler onlar bizim aydınlık geleceğimiz deneyerek yanılarak doğruyu bulacak zamanları olan gencecik ömürlerimiz. Daha bitmedi… Ya bizler için yer yok mu? Var tabi ki. Biz havacıların organize olacağı; konferanslar, şenlikler düzenleyeceği bir yerimiz olsun. Şu yurtdışına gidip gördüğümüz fuarların kralını yapacağımız yerimiz olsun. Uluslararası fuar firmaları bizim peşimize düşsün. Kim istemez bu cennet İstanbul’da bir fuara gelip sonra çıkıp tarihle aşkla kucaklaşmayı. Hem öyle kuru kuru binalar değil; her yeri ayrı büyülü bir kentte konferansa gelmek fuara katılmakiçin kim can atmaz ki…
Benim diyeceğim şu ki; orası bizim bahçemiz, hepimizin geleceğinin bahçesi… Ve orada yarınlarımızın fidanları yetişirken, bugünün ağaçları olarak onlara yol olup, onlara ışık olup başka gökyüzleriyle tanışmalarını sağlayacak olan bizleriz. Evet benim hayalimin adı, ‘Atatürk Havacılık Bilim ve Sanayii Merkezi’, havacılığın fidan yetiştirme fabrikası…
7.5.2019 23:34:00
Aslıhan AYDEMİR     193